Hakkımızda

Hakkımızda

1984 de başlayan; senaryo ve Tek kişilik Dev Kadro! ve Perde...

   1984'den bugüne adım adım yazılan bir destansı Hayat sahnesinde ilk perde 1984 yılında açıldı. Henüz 17 yaşındaydım ve Meslek Lisesi Makine Ressamlığı Bölümü’nden mezun olmuştum. Elimde sadece bir mezuniyet diploması değil, aynı zamanda büyük bir merak ve öğrenme arzusu vardı. Eskişehir Esnaf Sarayı’nda katıldığım bilgisayar kursları, beni bilinmeyen bir dünyaya davet etti: Bilişim dünyası. O günlerde Sinclair ZX Spectrum bilgisayarıyla başlayan bu serüven, kısa sürede büyüdü. Atari 800XLAmstrad 128Commodore 64 ve Amiga 512 ile tanıştım. Her biri, bir devrin teknolojisini simgeliyordu.

   Bu öğrenme yolculuğunda yalnız değildim. İlk yazılım grubumuzu, “Experts” adıyla kurduk. Kod yazarken hayal gücümüzü konuşturuyor, geleceğe adım atıyorduk. Ancak hayat beni daha farklı sınavlara hazırlıyordu. Gebze’deki Özerta Elektronik Fabrikası’nda, 600 kişilik bir imalat ekibine ustabaşı olarak liderlik ettim. Üretimden son kontrole kadar her aşamada yer aldım ve bu süreç bana organizasyon yeteneği kazandırdı.

   Askerlik görevimi tamamladıktan sonra, 1989 yılında bir kez daha bilgisayar dünyasına döndüm. Bu kez yanımda Turbo Pascal programlama dili vardı. Bilgisayar satışı yaparken, yazılımla ilgili ilk denemelerimi gerçekleştirdim. Ancak beni asıl heyecanlandıran, bildiklerimi paylaşmaktı. Gözde Bilgisayar olarak, Gebze ve Darıca Belediyelerinde bilgisayar kursları açtım ve tam 312 öğrenciye sertifika verdim. Her biri, bilişim dünyasına adım atan birer yol arkadaşı oldu benim için.

   Bu dönemde teknolojiye olan ilgim hız kesmeden devam etti. Bilecik ve Bozüyük’te, beyaz eşya bayilerinin cari takip sistemlerini kurarak şubeler arası otomasyonu hayata geçirdim. İlk büyük projelerimden biri olan bu sistem, kullanıcıların iş süreçlerini dijitalleştirerek fark yaratmamı sağladı.

   Daha sonra, Ayvalık Belediyesi için emlak ve su tahsilat sistemlerini geliştirdim. Ancak asıl büyük adım, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’ne bağlı 125 odada kullanılan çiftçi kütüğü otomasyon sistemiydi. Bu yazılım, hem yerel tarım ekonomisine destek oldu hem de 12 yıl boyunca güncellemeler ve destekle benimle birlikte büyüdü.

   Antalya İl Özel İdaresi için yazdığım seçim takip sistemi ve seçim yöneticiliği görevim, yazılım geliştirme sürecime stratejik bir bakış açısı kazandırdı. Aynı dönemde BiRTÜRK Yapım Yayın Yazılım markasıyla, Kayıp Damla adında Öykü Senaryoyu yazdım ve MELSOFT şirketiyle ortak projelere imza attım. Hastaneler için Kalite Hizmet Yönetim Sistemi ve Elektronik Dokümantasyon Takip Sistemleri geliştirdik. 

  Yazılımın yanı sıra donanım dünyasına da adım attım. PIC mikroişlemcileri kullanarak dijital elektronik devreler geliştirdim. Bu dönemde, 2016 yılında İzmir’de kurduğum ARGEBİM Ltd. Şti. ile, uluslararası projelere kapı araladı. Ukrayna, Moldova, Gürcistan ve Mısır gibi ülkelerde yaptığım çalışmalarla, teknoloji sınırlarını aşan bir bakış açısı kazandım. Gaziantep’te kurulan R&D Globe Elektronik Yazılım Otomasyon San. ve Ltd. Şti. olarak akaryakıt otomasyon sistemleri üzerine çalıştım. Elektronik cihazlar ve yazılımlar geliştirerek sektöre yenilikler kattım. Ancak hayatın inişleri ve çıkışları vardı. Pandemi, Ukrayna savaşı ve büyük depremler, yaşam sahnesinde yeni perdeler açtı. Her biri beni daha güçlü bir hikâyeye hazırladı.

  Bugün, geçmişin birikimleri ve geleceğin hayalleriyle, yeni ufuklara yelken açıyorum. Yaşadıklarım bir maceranın değil, bir destanın parçalarıydı. Ve biliyorum ki, her sahne kapanırken bir yenisi açılır. Önemli olan, sahnenin hakkını vererek oynamak...

Rüya içinde rüya, hikaye içinde hikaye olarak, kıssadan hisse;

   Alaca karanlıkta yürürken insan; kaybolan ayın hüznünde boğulmak yerine, yeni doğan güneşin sevinciyle var olmalı. Peki, ay doğarda, güneş batarsa; umutlarda mı batmalı? Düşünmeli o zaman insan… Hangi dost, karanlık kadar vefakârdır? Hangi yar sarıp sarmalar seni, bıkıp usanmadan?

   Hayat işte bu; umutların umutsuzluklarla, gecelerin gündüzlerle var olduğu bir savaş arenası gibidir. İnsan hep yorgun savaşçıdır bu arenada... Fakat yaşanmamak ve harcanmamak için, hayatın içinde yaşamayı bilmeli insan; doyasıya hüznü de, sevinci de...

   Korkmamalı insan; kendini olgunlaştıracak acıdan, şımartmayacak sevgiden. Çünkü umutların varlığı, ancak yitirildiği zaman anlaşılır. Bu kötü bir sonuç gibi görünse de, aslında; bir sonucun, olumlu bir başlangıcıdır.

   İnsan beyni var olma savaşında; ancak pozitif hayat felsefesi ile başarının sırrına ulaşmak ister. O hep aranan, fakat “Kaf Dağının” ardında olduğu sanılan o kilit; aslında insanın kendi içinde, kendi beyninde ve kendi elindedir. Bunun kanıtı; yaşam süresince paylaşımlar olur. Bazen bir omuza yaslanır ağlarsın, bazen bir boyuna sarılır haykırırsın! İdeal edinirsin mutlu bir yuvayı. Anlayışlı bir eş vardır yanında. Arkanda dağ gibi bir ana baba. Yanında tertemiz çocukların… Ama yalnızsındır, doğumda ve ölümde!

   Görülüyor ki, sonuç olarak; bir çıkış birde iniş, hayat denilen bu yerde. Esmer bir gölge, o hayatın içinde! Kayıp Damla @ 2005